Fethiye Kat Mülkiyeti Avukatı
6 Ekim 2026 · Gayrimenkul Hukuku · 15 dk okuma · Yazar: Av. Aysel Atlı
Fethiye kat mülkiyeti avukatı arayan kat malikleri çoğunlukla, aidat ödemesi, havuz bakımı, otopark kullanımı ya da yönetim kararlarının iptali gibi somut bir sorunla karşılaşıp bu konuda hangi haklara sahip olduklarını öğrenmek ister. Kat mülkiyeti, bir binanın ya da sitenin bağımsız bölümlere ayrılmasıyla ortaya çıkan ve ortak alanların birlikte yönetilmesini gerektiren bir düzendir. Bu sayfada yönetim planı, kat malikleri kurulu, yönetici, aidat, ortak alanlar ve yabancı mülk sahiplerinin katılımı gibi başlıkları genel hatlarıyla açıklıyoruz.
- 01Belgelerin İncelenmesi
Tapu kaydı, yönetim planı, kurul kararları ve aidat dökümleri birlikte değerlendirilir.
- 02Hukuki Durumun Tespiti
Sorunun yönetim planı, kanun veya kurul kararından hangisine dayandığı belirlenir.
- 03Çözüm Yolunun Seçilmesi
Yazılı uyarı, arabuluculuk, iptal davası ya da alacak davası gibi seçenekler karşılaştırılır.
- 04Süreç Takibi
Seçilen yolda süreler, toplantı tarihleri ve belgelerin sunumu düzenli biçimde takip edilir.
Kat Mülkiyeti Nedir ve Bağımsız Bölüm ile Ortak Alan Nasıl Ayrılır?
Kat mülkiyeti, bir binanın veya sitenin bağımsız bölümlere ayrılarak her bir bölümün ayrı bir malike ait olması, bununla birlikte kanunda belirtilen ortak alanların tüm malikler tarafından birlikte kullanılması ve yönetilmesi düzenidir. Bu düzen, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ile düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'ndaki genel mülkiyet kuralları da, bu kanunda özel olarak düzenlenmeyen konularda uygulanmaya devam eder.
Bağımsız bölüm, tapuda kendi adına kayıtlı olan daire, dükkân, villa ya da bağımsız birim gibi düşünülebilir. Ortak alanlar ise giriş holleri, merdivenler, asansörler, çatı, bahçe, havuz, otopark ve ortak tesisler gibi tüm malikler için kullanılan bölümlerdir. Bu ayrım, uyuşmazlığın hangi alanda yaşandığını ve hangi hükümlerin uygulanacağını belirlediği için büyük önem taşır. Bir bahçenin bağımsız bölüm mü yoksa ortak alan mı olduğu, tapu kaydı ve proje üzerinden incelenmelidir.
Sorunların önemli bir kısmı, bu ayrımın tam olarak yapılmamış olmasından ya da proje ile fiili durumun birbirini tutmamasından kaynaklanır. Örneğin bir malikin ortak alan sayılan bir bölümü fiilen kendine ayırması, ya da proje dışında yapılan bir ekleme, diğer malikler için hukuki bir sorun yaratabilir. Bu nedenle dosyanın ilk aşamasında mimari proje, tapu kayıtları ve fiili durumun karşılaştırılması faydalıdır.
Yönetim Planı Neden Önemlidir?
Yönetim planı, kat mülkiyeti düzeninin en temel belgesidir. Bu belge, ortak alanların kullanım biçimini, yönetim giderlerinin nasıl paylaştırılacağını, kat malikleri kurulunun nasıl toplanacağını ve yöneticinin yetkilerini düzenler. Plan, kat malikleri arasındaki ilişkinin çerçevesini çizer ve uyuşmazlık çıktığında ilk başvurulacak metin olma özelliği taşır.
Yönetim planının içeriği, sitenin ya da binanın yapısına göre farklılık gösterebilir. Bazı planlarda bahçe kullanımı, havuz saatleri veya evcil hayvan kuralları ayrıntılı biçimde yer alırken, bazı planlar daha genel hükümlerle yetinebilir. Önemli olan, planın yazılı olması, malikler tarafından kabul edilmiş olması ve tapu siciline ilişkin işlemlerinin tamamlanmış olup olmadığının kontrol edilmesidir. Yeni bir malik satın aldığında planın kendisine bağlayıcı olup olmadığı, bu kayıtlara bakılarak değerlendirilir.
Yönetim planının hazırlanmamış ya da eksik olduğu durumlarda, uyuşmazlıkların çözümü daha zor hâle gelebilir. Bu nedenle site ya da bina yönetimi ile ilgili bir sorun yaşandığında, önce planın bulunup bulunmadığı ve içeriğinin ne olduğu araştırılmalıdır. Plan üzerinde yapılacak değişikliklerin de kanunda öngörülen usule uygun olarak yapılması gerekir. Değişiklik teklifinin hangi gerekçeyle yapıldığı, eski ve yeni metnin karşılaştırmalı olarak malikler önüne konup konmadığı ve oylamanın hangi çoğunlukla gerçekleştiği, sonradan itiraz konusu olabilecek hususlardır. Bu nedenle değişikliğin hem içeriğinin hem de usulünün birlikte belgelenmesi yararlıdır.
Yönetim planı ile kat malikleri kurulunun kararları arasındaki ilişki de sık karıştırılır. Plan, sürekli nitelikte kuralları belirlerken, kurul kararları çoğu zaman belirli bir dönemi, harcamayı ya da işi ilgilendirir. Bir kurul kararının plana aykırı olması hâlinde, kararın geçerliliği tartışma konusu olur. Bu yüzden bir uyuşmazlıkta öncelikle hangi metnin neyi düzenlediğinin ayrıştırılması, çözümün doğru yönünü belirlemeye yardımcı olur.
Kat Malikleri Kurulu ve Yönetici Görevleri
Kat malikleri kurulu, kat malikleri arasından oluşan ve yönetimle ilgili kararları alan organdır. Kurul, olağan toplantılarda bütçe, yönetici seçimi, ortak alan kararları ve yıllık harcamalar hakkında görüşme yapar. Toplantının usulüne uygun çağrılması, gündemin önceden duyurulması ve nisapların sağlanması, alınan kararların geçerliliği açısından belirleyicidir.
Yönetici ise kurul adına günlük işleri yürüten ve kanunda belirlenen görevleri yerine getiren kişidir. Yönetici, aidatların tahsilini, bakım ve onarım işlerini, sigorta ve personel işlemlerini ve kurul kararlarının uygulanmasını takip eder. Yöneticinin yetkisi, yönetim planında ve kurul kararlarında tanımlanan sınırlar içinde kullanılır. Bu sınırlar aşıldığında yapılan işlemlerin geçerliliği tartışmalı hâle gelebilir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorun, yöneticinin ne kadar süreyle görevde kalacağı ve hesap verme yükümlülüğünün nasıl yerine getirileceğidir. Kat malikleri, yöneticinin mali işlemlerini belgelerle izleyebilmek için düzenli bilgi talep etme hakkına sahiptir. Bu talep yazılı olarak yapıldığında, hem şeffaflığı artırır hem de ileride olası bir uyuşmazlık için kayıt oluşturur. Kurul ve yönetici arasındaki görev dağılımının net olması, sürtüşmeleri azaltmanın en etkili yoludur.
Kurul toplantısının sağlıklı yapılabilmesi için çağrı süreleri, gündem maddelerinin açıkça yazılması ve toplantı yerinin uygun biçimde duyurulması önemlidir. Özellikle yurt dışında yaşayan malikler için çağrının hangi kanaldan ve hangi adrese yapılacağı, yönetim planında veya kurul kararında belirtilmiş olmalıdır. Çağrı eksik yapıldığında alınan kararların sonradan iptal edilebilmesi, tarafların bu konuya dikkat etmesinin nedenidir. Toplantı tutanağının eksiksiz tutulması, oy sayısının ve katılım durumunun kayıt altına alınması da aynı ölçüde önemlidir.
Yöneticinin seçimi ve görevden alınması konusunda ise yönetim planında ayrı bir düzenleme bulunabilir. Yönetici seçilemediği ya da görevini yerine getirmediği hâllerde, kat malikleri arasında geçici bir çözüm bulunması gerekebilir. Bu tür boşlukların uzun süre devam etmesi, aidat tahsilinde ve ortak alanların bakımında ciddi aksamalara yol açabilir. Hukuki yollara başvurulmadan önce, malikler arasında yazılı bir geçici düzenleme üzerinde anlaşılması, sürecin hızlanmasına katkı sağlayabilir.
Aidat Borçları ve Tahsili
Aidat, kat maliklerinin ortak giderlere katılmak için ödediği paydır. Asansör bakımı, temizlik, güvenlik, ortak alan elektriği ve benzeri giderler bu kapsamda değerlendirilir. Aidat borcu, kat maliki için bir yükümlülük doğurur ve gecikmesi hâlinde yönetici ya da kurul adına takip başlatılabilir. Ancak aidatın nasıl belirlendiği ve hangi giderleri kapsadığı konusunda kat malikleri arasında sık sık tartışma yaşanır.
Aidat tahsili için ilk adım genellikle yazılı bir ihtar göndermektir. Bu ihtarda borcun tutarı, dönemi ve ödeme için tanınan süre açıkça belirtilmelidir. Borç ödenmez ise, dosyanın niteliğine göre ilamsız icra takibi ya da gerekli hâllerde dava yolu değerlendirilebilir. Aidat borçlarında hangi kişinin sorumlu olacağı, borcun doğduğu tarih ve taşınmazın devri gibi unsurlara göre belirlenir.
Bağımsız bölüm satıldığında, yeni malikin önceki dönemlere ait aidat borçlarından sorumlu tutulup tutulmayacağı sık sorulan bir konudur. Kat Mülkiyeti Kanunu, aidat alacağının tahsiline ilişkin bazı güvenceler ve devir hâlinde sorumluluğa dair düzenlemeler içerir. Bu nedenle bir daire satın almadan önce, yöneticiden borç durumunu gösteren yazılı bir belge istemek ve tapu kaydını kontrol etmek yerinde bir adımdır. Alım sürecinde bu kontrolün yapılmaması, sonradan ciddi mali sorunlara yol açabilir.
Aidat tahsili sürecinde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, ödeme kayıtlarının düzenli tutulmasıdır. Banka dekontları, yönetici tarafından düzenlenen tahsilat belgeleri ve aidat çizelgeleri bir arada saklanmalıdır. Borçlu olduğunu düşünen malikler de kendi ödemelerinin kaydını talep ederek mutabakat yapabilir. Bu karşılıklı kontrol, hem alacaklının hem de borçlunun haklarını korumak için yararlı bir uygulamadır. Kayıtlardaki bir hata, dava aşamasına gelmeden düzeltildiğinde hem zaman hem de masraf kazanılmış olur.
Ödeme güçlüğü yaşayan kat maliklerinin durumu da dikkatle değerlendirilmelidir. Borcun ödenmemesi, ortak alanların kullanımını ve kat malikleri arasındaki dengeyi bozabilir. Bu nedenle ödeme planı veya yazılı mutabakat gibi çözüm yolları, hem alacaklının hem de borçlunun haklarını korumak açısından uygun olabilir.
Ortak Alanların Kullanımı Hakkında Uyuşmazlıklar
Ortak alanların kullanımı, kat mülkiyetinde en sık tartışılan konulardan biridir. Havuz kullanım saatleri, bahçe düzenlemesi, otoparkta yer tahsisi, ortak balkon ya da çatı alanının kullanımı, sitenin ortak girişi ve evcil hayvanlarla ilgili kurallar bu kapsamda değerlendirilir. Bu konularda kuralların yönetim planında ya da kurul kararlarında açıkça yazılmış olması, uyuşmazlık riskini önemli ölçüde azaltır.
Bir malikin ortak alan üzerinde kendi başına değişiklik yapması ya da ortak alanı kapatarak özel kullanıma ayırması, diğer malikler için ciddi bir sorun doğurabilir. Bu tür durumlarda ilk adım, yapılan değişikliğin belgelenmesi ve yazılı uyarı ile durdurulmasının talep edilmesidir. Değişikliğin kat mülkiyetine ve yönetim planına aykırı olduğu tespit edilirse, ortak alanın eski hâline getirilmesi ve zararın giderilmesi talep edilebilir.
Ortak alanlarda yapılacak tadilat ve iyileştirme çalışmaları için de kurul kararı ve gerekli izinler aranır. Bir malikin kendi bağımsız bölümünde yaptığı değişikliklerin de ortak alanlara veya dış cepheye etkisi varsa, bu değişiklikler ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle mimari görünüşün değişmesi, sitenin genel düzenini etkileyebileceğinden hassas bir konudur.
Kat Malikleri Kurulu Kararlarına İtiraz
Kat malikleri kurulunun aldığı kararlar, kanuna veya yönetim planına aykırı ise iptal edilebilir. Bu iptal, kat malikleri tarafından dava yoluyla istenebilir. Ancak kanun, bu tür davalar için kısa bir süre öngörmüştür; bu süre kaçırıldığında kararın tartışılması güçleşebilir. Bu nedenle bir kararın alındığı öğrenildiği andan itibaren, hukuki değerlendirmenin gecikmeden yaptırılması önemlidir.
İptal davasında, kararın usulüne uygun çağrılıp çağrılmadığı, gündeminin yeterince açık olup olmadığı, nisabın sağlanıp sağlanmadığı ve kararın içeriğinin kanuna uygun olup olmadığı incelenir. Toplantı tutanakları, çağrı yazıları, katılım listeleri ve oy kullanım kayıtları bu incelemenin temel belgeleridir. Kararın yalnızca bir kısmının hukuka aykırı olduğu hâllerde, tüm kararın iptali yerine kısmi bir değerlendirme yapılabilir.
İtiraz sürecinde, kararın uygulanmasının durdurulması talebi de gündeme gelebilir. Bu talep, kararın hemen uygulanmasının telafisi güç zararlar doğuracağı durumlarda değerlendirilir. Dava açmadan önce, yönetici ile ya da kurul üyeleriyle yazılı bir görüşme yapılması, bazı uyuşmazlıkların davaya gerek kalmadan çözülmesini sağlayabilir. Yazılı görüşme talebinde, itiraz edilen kararın tarihi, içeriği ve neden hukuka aykırı görüldüğü açıkça belirtilmelidir. Bu yazı aynı zamanda ileride mahkemeye sunulacak bir delil niteliği taşır. Yönetim tarafından verilen yanıtların da kayıt altına alınması, sürecin şeffaf ilerlemesine katkı sağlar.
İptal davası açılmadan önce kararın uygulanıp uygulanmadığının da takip edilmesi gerekir. Bir kararın yürütülmesi, örneğin bir harcamanın yapılması ya da bir işin başlatılması, geri döndürülmesi güç sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kararın uygulanmaya başlandığı anlaşıldığında, durdurulması talebinin de birlikte değerlendirilmesi yerinde olur.
Yabancı Mülk Sahiplerinin Vekil ile Katılımı
Fethiye'de ve çevresinde yabancı uyruklu mülk sahiplerinin sayısı önemli bir yer tutar. Bu malikler, kurul toplantılarına ve oylamalara çoğu zaman fiziken katılamazlar. Bu nedenle vekil aracılığıyla temsil edilmek, en sık başvurulan yöntemdir. Vekil olarak Türkiye'de yaşayan bir kişi, bir yakını ya da hukuk bürosu tayin edilebilir; vekâletnamenin kapsamı ise toplantı, oy kullanma ve belge imzalama yetkilerini açıkça içermelidir.
Yurt dışında düzenlenen vekâletnamelerin Türkiye'de geçerli kabul edilmesi için apostil veya konsolosluk onayı gibi usullerden birinin uygulanması gerekebilir. Ayrıca vekâletnamenin Türkçe çevirisinin hazırlanması, belgenin kurul ve yönetici tarafından anlaşılır olması açısından önemlidir. Bu işlemlerin toplantı tarihinden önce tamamlanması, katılımın sağlıklı olması için gereklidir.
Vekil aracılığıyla katılımda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, vekilin yetkilerinin sınırlarıdır. Vekil, malikin çıkarlarını korumak için yetkilendirilmişse, bu yetkinin hangi kararlar için geçerli olduğu açıkça belirtilmelidir. Genel nitelikli bir vekâletname, bazı kararlar için yetersiz kalabilir. Bu nedenle özellikle yönetici seçimi, aidat artışı ve ortak alan değişiklikleri gibi önemli kararlarda yetki kapsamının dikkatle hazırlanması yerinde olur.
Vekilin toplantıda oy kullanırken hangi bilgilere dayanacağı da önemli bir konudur. Malik, toplantı öncesinde gündem, bütçe belgeleri ve varsa teklif metinlerini vekiline ulaştırabilmelidir. Vekil, toplantı sırasında karşılaşılacak yeni bir teklif karşısında ne yapabileceğini bilmiyorsa, malik adına hatalı bir oy kullanılmış olabilir. Bu nedenle vekâletnamenin yanında kısa bir talimat yazısının hazırlanması, katılımın doğru yapılması açısından faydalıdır.
Uzaktan yaşayan malikler için bir diğer pratik konu, toplantı tutanaklarına ve kararlara erişimdir. Tutanakların ve kararların hangi yolla iletildiği, yönetim planında düzenlenmişse, bu düzenlemenin uygulanması önemlidir. Kararlardan haberdar olunmaması, itiraz süresinin kaçırılmasına yol açabilir. Bu nedenle iletişim adresinin ve elektronik posta bilgisinin yöneticide güncel olması gerekir.
Fethiye Kat Mülkiyeti Avukatı Hizmetlerimiz
Büromuz, kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında belgelerin incelenmesinden çözüm yolunun belirlenmesine ve gerektiğinde dava ya da arabuluculuk sürecine kadar dosyayı birlikte yürütür. İlk görüşmede yönetim planı, kurul kararları, aidat dökümleri ve tapu kayıtları değerlendirilir. Bu inceleme sonucunda, sorunun hangi hukuki çerçeve içinde ele alınabileceği hakkında genel bir değerlendirme sunulur. Bu değerlendirme, dosyanın seyri hakkında kesin bir öngörü değildir; süreci anlamaya yönelik bir çerçevedir.
Hizmetlerimiz arasında yönetim planı ve kurul kararlarının hukuka uygunluk incelemesi, aidat borçlarına ilişkin ihtar ve takip süreçleri, ortak alan uyuşmazlıklarında yazılı uyarı hazırlanması ve gerektiğinde iptal davası ile alacak davası hazırlığı yer alır. Yabancı mülk sahipleri için vekâletname hazırlığı ve belge takibi de bu kapsamda yürütülebilir. Her aşamada hangi seçeneğin dosyanıza uygun olabileceğini birlikte değerlendiririz.
Büromuz, dosyanın ilk aşamasında malikin beklentilerini ve hangi sonuçların gerçekçi olabileceğini açık biçimde konuşmayı tercih eder. Bu konuşma, malikin hangi yolu neden seçtiğini anlamasına ve gereksiz beklentilerle sürece girmemesine yardımcı olur. Süreç boyunca alınan kararların, tarafların bilgisi dahilinde ve yazılı olarak kayda geçirilmesi de önemsenir.
Kat mülkiyeti dosyalarında sürecin uzunluğu ve maliyeti, tarafların tutumuna ve belgelerin eksiksizliğine bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle başlangıçta belgelerin düzenli biçimde toplanması, sürecin daha öngörülebilir ilerlemesine katkı sağlar. Hukuki destek hakkında daha fazla bilgi için iletişim sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Fethiye'de Site ve Villa Yönetiminde Uyuşmazlıklar (Yerel Bağlam)
Fethiye'nin turizm ağırlıklı yapısı, kat mülkiyeti uyuşmazlıklarının bölgeye özgü bazı başlıklarda yoğunlaşmasına neden olur. Yazlık sitelerde ve villa bölgelerinde, bağımsız birimlerin büyük bölümünün yılın belirli dönemlerinde kullanılması, aidat ödemesi ve bakım konusunda farklı beklentilerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Havuz, bahçe ve güvenlik gibi ortak hizmetlerin düzeyi konusunda malikler arasında görüş ayrılığı oluşması, bu bölgelerde sık karşılaşılan bir durumdur.
Yabancı yerleşik ve mülk sahibi nüfusun yoğun olduğu sitelerde, yöneticinin ve kurulun iletişim dili, belgelerin hangi dilde hazırlanacağı ve kararların tüm malikler tarafından anlaşılır biçimde duyurulup duyurulmadığı da önemli hâle gelir. Kararların yalnızca Türkçe duyurulması, bazı malikler için itiraz nedeni oluşturabilir. Bu nedenle çok dilli bilgilendirme ve yazılı özetler, uyuşmazlık riskini azaltmada yararlı olabilir.
Marina ve sahil çevresindeki konut projelerinde, ortak tesislerin kullanımı ve denizcilik faaliyetlerine yakın alanların düzenlenmesi de kat mülkiyeti tartışmalarını etkileyebilir. Bu tür projelerde, yönetim planının bu özel durumları ne ölçüde düzenlediği önemli bir ayrıntıdır. Mevsimlik kiralama yapılan dairelerde kullanıcıların davranışları da site kuralları çerçevesinde değerlendirilir ve bunların yazılı olarak düzenlenmesi yararlıdır.
Bölgedeki birçok sitede, yıllık ve mevsimlik dönemlerde değişen doluluk oranları, aidat bütçesinin planlanmasını da zorlaştırır. Sezon dışında az sayıda malik ödeme yaparken sezon içinde ortak giderlerin artması, bütçe kararlarında malikler arasında farklı beklentilerin oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle bütçenin hangi kalemlere dayandığının açık biçimde belgelenmesi, güven ilişkisinin korunması açısından önemlidir.
Fethiye'de mevsimlik istihdam ile çalışan güvenlik, temizlik ve bakım personeli de site yönetiminin önemli bir parçasıdır. Personel giderlerinin aidata nasıl yansıtıldığı ve personelin çalışma düzeninin kimin sorumluluğunda olduğu, zaman zaman malikler arasında tartışma konusu olabilir. Bu tür durumlarda işveren sıfatının kimde olduğunun netleştirilmesi, dosyanın doğru kurulması için önemlidir.
Uyuşmazlıkta Dava ve Arabuluculuk Süreci
Kat mülkiyetinden kaynaklanan bazı alacak ve tazminat talepleri için dava şartı olarak arabuluculuk aranmaktadır. Bu zorunluluk, talebin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Arabuluculuk sürecinde taraflar, tarafsız bir arabulucunun yardımıyla anlaşma zemini arar; anlaşma sağlanırsa uyuşmazlık sona erer, sağlanamazsa dava yolu açılabilir. Bu süreç, özellikle site içindeki ilişkilerin korunmasını istediğiniz durumlarda ayrıca faydalıdır. Arabuluculuk ile dava süreci arasındaki farkları anlamak için arabuluculuk ile dava süreci arasındaki farkı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Dava açılacaksa, yetkili asliye hukuk mahkemesi ve dava türü doğru belirlenmelidir. Kurul kararının iptali, aidat alacağı ya da ortak alanın eski hâline getirilmesi gibi talepler farklı usul kurallarına tabi olabilir. Bu nedenle dava dilekçesinin hazırlanmasında, talepler ile delillerin birbirine uygun olması büyük önem taşır. Dava açmadan önce dava açmak için hangi belgeler gereklidir sorusunun yanıtını almak, eksik belgeyle başvuruyu önler.
Dava dosyasının hazırlanmasında, kronolojinin baştan sona eksiksiz kurulması da önemlidir. Kararların alındığı tarihler, aidat borcunun doğduğu dönem, ihtarların gönderildiği tarih ve ödeme yapılmadığına ilişkin kayıtlar, mahkemenin olayın gelişimini anlamasını kolaylaştırır. Tarafların yazışmaları ve toplantı tutanakları bu zaman çizelgesiyle birlikte sunulduğunda dosya daha düzenli bir görünüm kazanır.
Teknik nitelikli konularda, örneğin ortak alanın fiziki durumu, kaçak yapılaşma iddiası ya da onarım maliyeti gibi hususlarda bilirkişi incelemesi yapılması sık görülür. Bilirkişi raporu, dosyanın seyrini önemli ölçüde etkileyebilir. Raporun eksik ya da hatalı olduğu düşünüldüğünde, rapora karşı itiraz ve ek inceleme talepleri izlenebilir. Bu konudaki ayrıntılar için bilirkişi raporuna itiraz yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kat malikleri kurulu kararına ne zaman itiraz edebilirim?
Kurul kararı kanuna veya yönetim planına aykırıysa iptal davası yoluyla itiraz edilebilir. Bu dava için kanunda öngörülen kısa bir süre bulunduğundan, kararı öğrendiğiniz andan itibaren hukuki değerlendirme yaptırmanız önerilir.
Aidat borcum yoksa yönetici bana ne yapabilir?
Aidat borcu bulunmuyorsa, yöneticinin takip başlatması ya da ödeme talep etmesi için dayanak yoktur. Ancak yazılı bir talep geldiğinde, borcun dayanağını gösteren belgeleri isteyerek kayıtları karşılaştırmanız faydalı olur.
Daire satın alırsam önceki maliklerin aidat borçlarından sorumlu olur muyum?
Bu, borcun doğduğu tarihe, taşınmazın devrine ve kanuni düzenlemelere bağlı olarak değişebilir. Satın almadan önce yöneticiden yazılı borç durumu belgesi istemek ve tapu kaydını kontrol etmek, bu riski azaltmanın en pratik yoludur.
Yönetim planı olmadan site yönetilebilir mi?
Kat mülkiyetinin gereği olarak yönetim planının bulunması beklenir. Plan yoksa ya da eksikse, kat malikleri kurulu tarafından düzenlenmesi veya mevcut uygulamanın yazılı hâle getirilmesi gerekebilir. Bu konu, sitenin özel durumuna göre değerlendirilmelidir.
Yurt dışında yaşıyorum, toplantıya nasıl katılabilirim?
Vekil tayin ederek toplantıya katılabilirsiniz. Vekâletnamenin kapsamı açıkça belirtilmeli ve yurt dışında düzenlenmişse apostil veya konsolosluk onayı gibi usullerden geçmelidir. Türkçe çeviri de çoğu zaman gereklidir.
Ortak bahçeyi tek başına kullanan bir malik için ne yapılabilir?
Ortak alanın kapatılarak özel kullanıma ayrılması, yönetim planına ve kanuna aykırı olabilir. Önce yazılı bir uyarı gönderilmesi, durumun belgelenmesi ve kurul gündemine alınması önerilir. Sorun çözülmezse dava yolu değerlendirilebilir.
Yönetici görevini kötüye kullanıyorsa ne yapabilirim?
Yöneticinin mali işlemlerinin belgeleriyle incelenmesini yazılı olarak talep edebilir, kurul toplantısında bu konuyu gündeme getirebilir ve gerekirse hukuki yollara başvurabilirsiniz. Her durumda somut belgelere dayanmak önemlidir.
Kat malikleri arasında yapılan anlaşmalar yazılı olmalı mı?
Yazılı olması, hem tarafların yükümlülüklerini netleştirmesi hem de ileride yaşanabilecek anlaşmazlıkları önlemesi açısından önemlidir. Sözlü anlaşmalar, ispat güçlüğü nedeniyle sonradan tartışma konusu olabilir.
Kat mülkiyetinde uyuşmazlık için arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Kat mülkiyetinden kaynaklanan bazı alacak ve tazminat talepleri için dava şartı olarak arabuluculuk aranmaktadır. Ancak bu zorunluluk talebin türüne göre değişir; bu nedenle başvuru öncesinde talebinizin niteliğinin değerlendirilmesi gerekir.
Bu konuyla ilgili sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilir, Gayrimenkul Hukuku sayfamızdan bu alandaki hizmetlerimiz hakkında bilgi alabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz; somut olayınız için bir avukata danışmanız önerilir.
Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; kendi durumunuza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.